Son Düdük
“Bazı düdükler oyunu başlatır…
Bazıları ise birinin sonunu.
Bu akşam hangisini çalacağına dikkat et, hakem.”
Bu ay aldığım üçüncü tehdit mektubu.Her biri farklı el yazısı ile hakemliğimle alakalı tehditler. Bu arada ben Hasan. Gündüzleri halı sahalarda, amatör turnuvalarda hakem, akşamları yerel bir radyoda gece programcısıyım. Aslına bakarsanız ne sülaleme sövülecek kadar büyük bir hakemim ne de hayran kitlem olacak büyük bir radyocu. Sıradan bir insanım. Sıradanlık olmanın getirdiği müthiş huzurla yaşıyorum. Yaşıyordum. Üç ayrı el yazısı ile kapımın önüne atılan üçüncü tehdit mesajı gelince artık yazmak istedim.
Polise gittim tabi ki, ama bir sonuç yok. Parmak izi falan derken askıda kaldı mesele. Emniyette tozlu raflarda, benim de zihnimin baş köşesinde.
Akşam turnuvaların birine ödül vermeye gideceğim. Ödül vereceğim diye final maçını bana yönettirmediler o yüzden. Hayat bazen tuhaf bir şekilde terfi ettiriyor insanı.
Halı sahayı düzenleyen arkadaş önce ikincilere ödül verilecek ama konuşma yaparsan güzel olur dedi. Toplulukta konuşmak radyoda konuşmaktan zor. Topluluğa konuşmak; ‘Zeki Müren’de bizi görecek mi sorusuna evet diye cevap vermektir. Çünkü topluluğa konuşmak radyonun resimlisi. Bu durumda en iyi bildiğim şeyi yaptım. Saçmaladım.
İkincilere yaptığım konuşmayı aynen yazıyorum.
Buraya gelirken radyoda dinlediğim şarkı şöyle diyordu:
‘Kazanmak kirlidir. Kaybedelim insan kalırız.
Sizler finale çıkarak zaten başarıyı yakalamış insanlar topluluğusunuz. Galip gelen her zaman kirlidir. Size mağlubiyetin anlamsız huzuru ve birincilerle aynı kalitede bu madalyalar düşüyor. Ayrıca insanlık tarihi hep Ünlü ikincilerle doludur.
İstanbulu fetheden, gemileri karadan yürüten, çağ atıp çağ kapayan Fatih bilirsiniz İkinci Mehmet'tir.Son Brezilya Imparatoru İkinci Pedro Rus Çarı İkinci Alexander ve daha nice ikinciler. Özetle sevgili dostlarım ikincilik iyidir.
Kaleci eldivenini kemiren kaleciyi görünce sıkıldıklarını anlayıp madalyaları sırası ile taktım. Bu sahneyi en son düğünde hanıma kolyesini takarken yaşamıştım. Kas hafızası olsa gerek ilk madalya taktığımın alnından öpmeye gitti dudaklarım.
İkinciler gittikten sonra sahaya 1nci takım gelmişti. Onlara da aynen su konuşmayı yaptım:
Ben askerliğimi Ankara’da jandarma olarak yaptım. Ve askerde en çok ne özledim biliyor musunuz arkadaşlar? Halı. Ne annemin yemekleri, ne sosyal hayat. Hiç birini halıya basmayı özlediğim kadar özlemedim. Halı sahanın erkeklere iyi gelmesi de bundan olsa gerek. Bu iyi gelmenin üstüne Sizler de ekstra çaba göstererek şampiyon oldunuz. Tebrikler!
Galip gelmek insanın çabalarının karşılığını almasıdır.
Kazanmak göğsünde bitiş kurdelesini hissetmektir.
Tarih her zaman birincileri yazmıştır. Herkes aya ilk ayak basanı bilir ama kimse ikinciyi bilmez.
Düşünün ki İkinci Mehmet İstanbul’u fethetmiş. Bir de birinci olsa neler olurdu.
İkinci Elizabeth 70 yıldır İngiltere'de hükümdarlık yaptı. Birinci olamadan öldü. Siz onun yapamadığını yaptınız. Tekrar tebrikler.
Kimsenin bir şey anlamadığını görünce huzurlu şekilde madalyaları taktım, radyoya gitmek için otoparka doğru gittim.Başlamasına 1 buçuk saat var.
Arabanın sileceğinde yeni bir not:
‘Bu akşam benim icin şu şarkıyı çal:
Murat Kekilli – Bu aksam ölürüm beni kimse tutamaz. ‘
İyi geceler sevgili dinleyiciler, Son Düdük programı ile hafta içi her akşam olduğu gibi bu akşam da 10 dan 12 kadar birlikteyiz. Konuşacak çok şeyimiz var ama önce gecenin ilk şarkısı geliyor:
Murat Kekilli- Bu Akşam Ölürüm
Şarkı bitmeye yakın yayın yönetmeni mesaj attı. Gece gece nasıl bir şarkı seçimi diye ? Buruk gülümser gibi oldum. Ben seçmedim ki dedim içimden.
Yönetmene de özel istek diye mesaj atıp telefonu sessize aldım.Tüm gece böyle sakin geçecek derken bir dinleyici mesajı geldi:
‘Bazen hayat kabuk bağlamış yaralar gibidir. Kaşımak o an güzel ama kabuğun altında asıl çıkan savunmasızlığımızdır.
Giriş şarkısı güzeldi, belki de çıkış mı demeliyim.’
Mesajı önce gözlerimle okudum, sonra da seyircilere kırparak sesli okudum:
‘Ankara’dan bir dinleyicimiz yazmış sevgili dinleyiciler.
Abi severek takip ediyorum. Şarkı seçimlerin harika.’
Evet, bir oyun içindeydim bu da benim oyundan keyif alma şeklimdi. Program bu şekilde sessizce bitti.Kimin canını yakmış olabilirim düşüncesi takip ediliyor olmanın verdiği garip hazza evrildi. Eve girerken mahalle bakkalında ekmek bulamadığım için paketli ve dilimli ekmeklerden alıyordum. Aynı zamanda tehdit de alıyordum. Korkuyordum ama herhangi bir his yaşamak iyi gelmişti.
‘Yeni boyandı yaslanmayın.’ yazan duvara yaşlanmıştım, ama boyanın rengi tişörtüme çok yakışmıştı.
Dolmuşa 200 lira vermiştim, üstünü bozuk yok diye sonra verecekti ama şoförün yanı da boştu.
Yani aslında yoktum ama varlığım birilerinin hafızasına yer etmiş ve rahatsız etmişti. Kötü mü? Evet.
İyi geldi mi ? O da evet. Çelişiyor muyum? En son birbirine zıt şeyler söylediğimde Beşiktaş tribünündeydim: Siyah!! Beyaz!!
Eve geldim. Anahtarı kapıya taktım. Yerde bir zarf gördüm. 5 oldu dedim içimden.
Eğildim, belim kütürdedi. Doğruldum, zarfta boş bir kağıt ve bir kurşun kalem vardı. İstemsiz arkama baktım aldım, içeri girdim. Kağıdı ve kalemi masanın üstüne koydum. Isıtıcının düğmesine bastım ve kaynama sesi ile uyudum.
Uyandım, doğruldum. Belimden gelen ses, sessizliği bozdu. Isıtıcının düğmesine bastım.
Kalemi aldım , kağıda baktım. Kendi yazıma benzemeyecek şekilde yazdım:
‘Kaçacak yerin kalmadı.’
Kalemi kağıdın üstüne bıraktım, yuvarlandı yere düştü. Almak istemedim. Kağıtta yazanı okudum. Gülümsedim. Diğer mektupların yanına koydum.
Romain Gary intihar mektubuna ‘Çok eğlendim, hosça kalın ve teşekkürler.’ yazmış.
İntihar etmeye cesaretim yokken intihar mektubunu nasıl yazayım? Sıradanlığıma cinayet süsü verilmiş intihar eklemek istedim.
Pek eğlendim sayılmaz halı saha ekibi, hoş çakalın pek dinlemeyen hayali dinleyicilerim ve teşekkürler bakkalın çırağı Ahmet. Her zarfı sorgulamadan postacı vazifesiyle teslim ettiğin için.
Yeni bir kağıt koydum masaya.Yere düşen kaleme doğruldum. Belimden gelen aynı, sıradan, gerçekliğimin kanıtı ses.
Kalemin kırılan ucuna baktım, sanırım kalem tıraş görmeyeli 15 sene olmuştu. Yazamadım. Arkama yaslandım, tavana bakarak son mektubu sesli düşündüm:
‘Sahi siz hiç öldünüz mü ? Ben bir kez öldüm.’
Doğruldum, ısıtıcının düğmesine bastım. Radyoda çalacağım şarkıları mırıldandım. Maçta çalacağım düdükler gözümün önünden geçti.Camdan bakarak sesli düşündüm:
‘Sahi siz hiç öldünüz mü ? Ben ölmedim.’
Yorumlar
Yorum Gönder