KAPATIYORUZ RUH VE SINIR HASTALIKLARI -2 (Devam)

DAMAT
Yol

DAMAT: Koş Emir Koş. Bu taraftan gitti. 
EMİR: Oku atan Eros değilse, çok ilginç. Bu devirde okun olimpiyatlarda olması bile çok saçma. Hayır oku atan Eros ise o daha da saçma. Gözünüzde bir tereddüt mü gördü acaba?
DAMAT: Emir nefesini koşmaya harca. Karımı vurdular, ve kim ise onu yakalamak istiyorum.
EMIR: Tam karın sayılmaz bu arada. İmzalar atılmamıştı yanlış hatırlamıyorsam.
DAMAT: Emir sadece koş. Ayrıca neye olduğu hiç önemli olmadan herkes imza atarken tereddüt eder. Hiç kimse bir şeyi yüzde yüz kabul edemez. İnsan fıtratına ayrıkı. Duvardan zıpladı, Yetişelim hadi.
EMİR: Demek ki katil bir fil değil. Çünkü filler zıplayamaz.
DAMAT : Katil çekirge olabilir mi diyorsun ? 
EMIR :Çekirge ise güzel, iki hakkı kaldı diyorum.
DAMAT: İhtimalleri azalt Emir. Bunu yapan nikah günü yaptığına göre kesin benim düşmanım.
EMIR: İhtimal ile hamal aynı kökten geliyor biliyor musun? Biz aslında her ihtimalin hamalıyız. 
DAMAT: Ne ? 
EMIR: Nikah memuru neden hiç şaşırmadı. Dilek'in babasının eski dostu değil mi o ? Senden benden çok eski tanıyor Dilek'i sonuçta. Sence de bir gariplik yok muydu? 
DAMAT: Dost sayılmaz. Hatta araları iyi bile değilmiş. 'Böyle bir yere nikah kıymaya gelebilecek tek nikah memuru Mesut Amca demişti.' Dilek.
      ...

       Koşmak bazen bir yere varmak midir? Aslında koşmak kovaladığın şeyden de kaçmaktır. Yani koşmak dünyanın yuvarlak olduğuna ispattır. Neyse ki 2025 yılındayız.
       Emir in saçma muhabbeti arasına Mesut Amca şüphesi düşündürücü geldi. Belki direkt Dilek'e düşmandı. Ya da babasına. Nikah için aradığımızda 'Umarım babam nikahı Mesut Amcanın kıydığını duymaz, yoksa çok kızar' demişti. 'Dilek' demiştim, ' lambadan cin çıksa 3 dilek hakkım olsa tek Dilek olsun, o da sen ol diyeceğim Dilek, sence baban habersiz nikah kıymamıza daha çok kızmaz mı?' deyip garip garip bakmıştım. 
Bahsettiğine göre, ulan tabi ya.
DAMAT: Emir durma, koş. Ama koşarken şu detay aklıma geldi. Dilek'in babası Okçuluk Derneği başkanlığı yapmış. Mesut ile oradan tanışıyorlarmış. Koşmak zihin açıyor şimdi aklıma geldi. 

KARAKOL
MESUT

Eskilerin bir olay görünce uzaklaşıp bakma şahit yazarlar tedbiri ben de hiçbir şey ifade etmiyordu. Mesleğim icabı emniyetten daha çok şahit görüyordum. Hepsi koşa koşa süslenerek şahit yazılmaya geliyordu. Sanırım ilk defa ben de şahidim. Ama bir cenazeye. Her kamu kurumu şahitlere eşit davranmıyor. Benim alkışlattığımı emniyet nezarete koyabiliyor.  
  Nezaret dediğimiz yer de öyle filmlerdeki gibi  temiz, aydınlık, berrak bi yer değil. Gürçeşme ara sokakta 3 katlı binanın bodrum katı gibi bir yer. Ayakkabımın bağcığını çözerken dizlerimin bağı da çözüldü. Kemer, saat içeride hiç önemli değil. Demirli yerde beton yatak, üstünde kalın katmerli kirli birkaç battaniye. Ölsen atmam üstüne dersin de Haziranda. İnsan atıyor işte. Gelen her ayak sesi hücum borusu gibi gelir insana. En ufak fısıltı dünyanın tüm sırrı ondaymış gibi kulak kabartmanı sağlar. 

Gelen ayak seslerine doğruldum, yan kapım açıldı, içeriye 20'li yaşlarda muhtemelen uyuşturucu kullanan, gözlerinin kırmızılığı gözbebeğine yansıma yapmış birisini bıraktılar, ve gittiler. Yaşıyor olmak iyi, acaba Dilek de yaşıyor mu ?  Sahi kim yapar ki nikahta bunu? Ok ile vurulması da ayrı ilginç. Babasının da düşmanı yoktu en son görüştüğümüzde, ama biri Okçuluk Derneği üzerinden göz dağı mi veriyor ? 
- 'Ok mu?' diye söze girdi genç. 
Sessizliğin en tahammül edilebilir yani, kendi sesinle sessizliği bozabiliyor olmak. Son 3 saattir sessizliği bastırmak için her şeyi sesli düşünüyordum. Kendimden başka konuşacak birini bulmak iyi hissettirdi. 'Evet ok' dedim. Ve bir kağıttan okurcasına Dilek'in nikah için beni aramasından, buraya gelene kadar olan tüm olayı anlattım. İsminin Cemal olduğunu öğrendiğim genç doğruldu:

-Bir kadın öldüğünde her zaman ilk şüpheli kocasıdır. dedi.
Anlamsızca baktım. Bunca anlamsız şeyin arasında, bakışıma hiç bir anlam yükleyemezdim.
-Kim Young-Ha, Bir Katilin Güncesi. dedi. 

Okun ucundaki not aklıma geldi. Not yutmak nedir ? Hala  sindirememiştim. Sonra Dilek'in sözleri kulağıma çalındı. 

'Mesut Amca babam duysa hayatta izin vermez. Kesin sevmez, ama ben seviyorum. Sen de babamı sevmiyorsun, gel kıy nikahımızı' demişti. İyi de neden çalıştığın hastanede kıyıyoruz demiştim.
' Amca çünkü evleneceğim adam burada yatan bir hasta.'

Genç beni kendime getirmiş, kafamdaki tetriste uzun çubuk olmuştu. O uzun çubuğu uygun yere yerleştirmek kalmıştı sadece. 


BURCU

Nikah Masası, Cinayet Masası 

     Benden başka kimse bilmiyordu bu masanın cinayet masası olacağını. Kendi ellerimle süsledim. Kendi ellerimle olmasa da kana da kendim buladım.
     Delirmek güzel. Polisler gelip almıyor bile ne olduğunu sormak için. Gerçi sorsalar onlara da anlatırdım. Sormadılar ki.
      Delirmek kötü. Cevabı sende olduğunu bilseler bile ciddiye almıyorlar.
      Delirmek... Ne iyi, ne kötü. Hem iyilik de kötülük de o kadar anlam yüklenecek şeyler değil. Radyolar bile konuşuyor artık. 
    Nikahı burada kıymasını ben ikna ettim. Mesut amcayı aramasını da. Dilek kadar ben de tanıyorum Mesut amcayı. Beni göstermelik şahit yapmasına da çok ısrar ettim. Hem nikaha, hem olaya en yakından şahit olmak için. 
    Masaya konan karga böldü kendi kendime konuşmamı. Kanın kuruduğu yerde durdu, kafasını kaldırdı: 
     İnsan kanı demir kokusuna benzerdir. Çünkü alyuvarlar demir içerir. Ne tezat dimi, biri akışkan biri katı. 
    Kargaya baktım.
  Sen O kargasın dimi ? Habil'i öldüren Kabil'e onu gömmesi için ilham olan karga?
   Karga gaklarayak güldü,  'insanlar ne çok rivayete inanıyor. O kadar da uzun yaşamıyoruz.'
  Monologlarım diyalog oldu. Kargaya döndüm, önce ağaca kurduğum ok düzeneğini ve sadece koşması için ayarladığım buranın eski delilerinden birini nasıl ayarladığımı anlattım. 
Neden dercesine siyah kanatlarını yana açtı. 

Devam ettim.

   Dilek benim 25 yıllık arkadaşım aslında. O beni hatırlamasa da beni onu cok iyi hatırlıyorum.Ben onu da, babasını da, Mesut Amcayı da, kuzeninin düğününde giydiği ilk gelinlikli halini de hatırlıyorum. Tabi ki son gelinlikli halini de...

Hayat herkese aynı imkanı vermiyor, kimimiz deli diye burda kimimiz doktor diye. Birimiz geceleri de burda kalıyoruz. Bence tek fark bu. Hep aynı ortamda idik ama hep görünmezdim.Kimse beni ciddiye almadı. Ne ailem, ne dostlarım, ne de o. Yıllar sonra burda karşılaşınca yine görülmedim. işte o an ilmek ilmek işledim bu cinayeti. Görünmezliği öldürmenin tek yolu birini öldürmektir. O yüzden gazeteler hep katilleri yazar. Kitaplar hep seri katilleri konu alır.

 Şimdi bu yük ya beni öldürür ya da ne olur bilmiyorum. 

Unutma dedi karga. Seni öldürmeyen şey sana güç verir. 

Yanlış dedim. 

Beni öldürmeyen şey beni kahreder. 



 

Yorumlar

  1. Son cümle çok vurucu.

    YanıtlaSil
  2. Tebrikler , senden biraz daha korkuyorum artik :D

    YanıtlaSil
  3. Her seferinde sonlara doğru yeniden yenisini beklemek.... tebrikler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KAPATIYORUZ RUH VE SİNİR HASTALIKLARI

Kaotik Titanik

Muhtar Bile Olmuş