Muhtar Bile Olmuş

- Öncelikle hoşgeldiniz Bayram Bey. Gelirken cv talep etmiştik ama göremedik. Atladınız sanırım. 

- Merhaba hoşbulduk. Oğlana söyledim yaz diye ama çizgisiz kağıda düz yazamıyormuş, altına kırmızı çizgili kağıt koyacağım dedi. Müsade etmedim, sonuçta düz gitmek en çok kendi ayaklarınla güzel. Ama siz sorun ben  24 Eylül 1982 den bu yana her anımı hatırlıyorum.

-Ne oldu ki o tarihte? 

-Doğdum.

-Öhm. İsterseniz sizi kısaca tanıyalım Bayram Bey. Sonra diğer detayları görüşürüz. 

-Tabi ki. İsmim, yaşım sizde var zaten. Ankara doğumlu, aslen Yozgat'lıyım. 2 çocuğum 1 eşim var. Yaklaşık 1 yıldır İstanbul'dayız. En sevdiğim renk, çamaşır makinasında 5 kez yıkanan siyah tişörtün dönüştüğü renk. Bana hayatı anlatıyor. Hayatımızda iyi şeyler olması, temizlenmek çoğu zaman kendimizden taviz vermeyi gerektirir. Avrupa Birliğine ve okul aile birliğine inanmıyorum. Tek inandığım birlik Gençlerbirligi idi. O da İlhan Cavcav dan sonra bozuldu. Eski muhtar, eski çiftçi ve eski girişimciyim. 

- Ne gibi girişimleriniz oldu Bayram Bey ? 

- Kurye dağıtım firması, ikinci el çiçekçilik, veda mektubu gibi girişimlerim oldu. Anlaşılması zor işler olduğu için tutunmak zor oldu. Ben de fikirlerimi rafa kaldırdım. Umarım hanım bunlar lazım değilse atıyom diyip atmaz güzelim fikirleri.

-Gördüğüm kadarıyla başvurduğunuz pozisyonda deneyiminiz yok. Neden bu pozisyonda çalışmak istiyorsunuz? 

-Bu pozisyon şart değil, maaş verilen başka pozisyon da olur aslında. Öhm, şey yani lojistik sorumlusu pozisyonunu yapabileceğimi düşünüyorum. Muhtarken atla pazardan köye malzeme taşıyordum. Ayrıca kaynımlar falan hep kamyoncu.

-Beş yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

-Beş yıl sonra pazar gününe denk geliyor muhtemelen uyuyor olurum. 

-Yani kariyer olarak ?

-5 yıl çok uzun bir süre. Üniversiteye yazılsam, hukuk bitiririm. 1 yıl falan sonrasını söylesem? 

-Neyse diğer sorumuza geçelim biz.

-Kriz anında nasıl davranırsınız? 

-2001 krizinde babam okuldan almıştı, işe girmiştim. Sonraki krizleri de sayamadım, normalmiş gibi davrandım. 

-Arabada gidiyorsunuz. Solunuzda bir bebek, sağınızda yaşlı bir insan var. Ikisinden birine carpacaksınız. Kimi tercih edersiniz ? 

-Frene bassak? 

-Fren de çalışmıyor Bayram Bey, öyle düşünün. 

-Arabadan atlarım.

-Hep sorumluluklardan kaçar mısınız yani?  Neyse diğer soruya geçelim müsaadenizle. Hedef odaklı mısınız ? 

-Hedefi görürsem odaklanırım. Köyde küçükken sapanla çok kuş vurmuşluğum var.

-En büyük zaafınız nedir ? 

-Sucuklu yumurta. Dayanamam. Maaşımı sucuklu yumurta birimi üzerinden bile verebilirsiniz.

-Ekip odaklı mı bireysel mi çalışmaya yatkınsınız? 

-Bireysel çalışmak daha da özgür hissediyor. Yorganın yüzünü bile tek başıma geçiririm. 

-Kendinizi sıra ile önce bir kelime, sonra iki kelime, sonra üç kelime olarak anlatın dersek bunlar hangi kelimeler olur ? 

- Bayram.
  Bayram Bulut.
  Ben Bayram Bulut.

-Son olarak Bayram Bey maaş beklentiniz nedir ? 

- Askeri ücret. 

-Asgari demek istediniz sanırım.

-Yok, yok. Büyük bacanağın oğlu uzman cavuş. Onun kadar alsam yeter.

-Bu arada 5 yıl sonra bugün Salı oluyormuş, Pazar değil. 

-Baktınız mı ya? Öyle çat diye diyince çok havalı olmustu. Neyse.


-Teşekkürler Bayram Bey. Biz sizi daha sonra arayacağız.

-Numaram yok, bırakayım mı ?

-...Yok gerek yok. 

-Arabayı geri vitese taksak ben atlamasam o da olmaz mı? 

-iyi günler...




-



Yorumlar

  1. Hikayeden cok bol esprili komik ve eglenceli bir diyalog olmus :D Cunle basina gulme orani oldukca yuksek :D Elninize saglik.

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir pasaj olmuş. Sesli kitap gibi okumaya çalışmıştım. Cümlelerdeki espirilerden tekrar etmek zorunda kalrığım yerler çok oldu. Sanki Feyyaz karakterinin bir başka versiyonuyla sohbet ediyormuş hissi oluşturdu bende.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KAPATIYORUZ RUH VE SİNİR HASTALIKLARI

Kaotik Titanik