Kaotik Titanik
Ne paranın bulunması, ne tekerleğin ilk kez dönmesi ne de yazının icadı. Bence tarih hiç biri ile başlamıyor. Tarih ne zaman başlamıştır biliyor musunuz? Hayır bilemediniz. Atların evcilleşmeşi tarihin başlangıcıdır. Böyle söylüyorum çünkü ben bir atım.
Eğer bir at olsaydım, böyle bir yazı yazardım. 12 yaşında bir çocuğum ve büyüyünce ne olacaksın diyenlere 'at' diyorum.
At değilim ama bi yerlerde 'Atların tarihin başlangıcı olduğunu iddia edip savunanlar' derneği var ise başkanlık edebilirim.Ve ilk iş ismini kısaltırım. Neyse, neden atların bu kadar çok seviyorum:
1)Dört ayaklılar, düşme riskleri az. Ben bir kez düştüm ve burnum çok kanamıştı, futbol oynarken olması ile alakası yok tabi ki. İki tane daha ayağım olsa düşmezdim.
2)Çok hızlı koşabiliyorlar. Bir keresinde bakkala ekmek almaya gitmiştim, giderken Ali ile taso oynamaya daldım, ekmeği çok geç götürmüşüm,annemin terliği ile merhabalaşmıştık, evet at olsam daha hızlı ekmek alırdım, terlik ile yüz göz olmazdım.
3)Bizim atımız var, ve ne düşünüyor merak ediyorum. Bununla ilgili örneğim yok, çünkü bizim köyümüze düşünmek henüz gelmedi. Bir kez İsmet amcanın oğlu dibek taşına yaslanmış önünden geçen kızlara bakarken bir araba geçmiş ve buna su sıçratmış. Sonra hepimiz gülmüştük. Neyse demiştim düşünmek ile ilgili örneğim yok.
Bu yazıyı İstanbul'da ödevim için yazmıştım. İstanbuldaymışsın ne köy edebiyatı yaptın dediğinizi duyar gibiyim. Ancak tam olarak duydum sayılamaz. Çünkü nasıl duyayım at mıyım ben. Ögretmenimiz, yaz tatilini anlatan bir yazı yazın dedi. Ben de bunu yazdım. Muhtemelen babamı okula çağıracak. Babam tam bir eğitim gönüllüsü. Hatta bu yüzden köyden sürgün yedik. Köyde bir keresinde cami için dilekçe yazılacakmış, kağıt var ama ne ile yazılacak. Tam o işte eğitim aşkı ile yanıp tutuşan babamın cebinden kalem çıkmış. Herkes alkışlamış, omuzlara alıp ilk seçimde babamı köye muhtar yapmışlar.Muhtarken köyde 65 yaş üzeri okuma yazma bilmeyen insanlara yoga kursu açtığı için garipsendi ve köyden ayıplanarak sürgün yedik.
İstanbula gelirken de ilçenin kasabına atımızı sattık. Kasap köyüne gidip gelmek için aldı atı. Ben ağladım, annem ağladı, abim ağladı. Babam ? Babam para sayıyordu. Annem de zaten çeyizleri köyde kalmış ona ağlıyormuş. Abim de gözüme toz kaçtı diyerek kafama vurdu. Ben de 'atın yürürken çıkardığı toz mu abiiii' diyerek sümüklü burnum ağlamaklı yüzüm ile gülmeye çalıştım. Eminim çok çirkin olmuşumdur ama beni ilgilendirmiyor, kendimi görmüyorum sonuçta.
İstanbul'a adapte olmak hepimiz için zor oldu. Büyükşehir demek her gün sokakta televizyondan gördüğümüz tanıdık bir simayı yolda görmek demekti benim için.
Ama büyükşehir demek gördüğün herkesin sana yabancı gelmesi demekmiş. İkinci öğrendiğim bu oldu. Bakkal amcam değil.Muhtar? O da Babam değil. Alt komşu? Alt komşu mu?Bizim komşularımız hep enine idi,dikine komşuluk da nerden çıktı? Neyse sonuç olarak herkes yabancı. Hem iyi hem kötü. Neden iyi bilmiyorum, neden kötü onu da bilmiyorum. Dedim ya 12 yaşındayım ben, öyle her şeyi bilemem. Kaldı ki iyilik ve kötülük ? Onu hiç bilemem. Yılbaşı gecesi değişik konuşan bi radyoda dinledim ama onu da anlamadım zaten. Bence o da bilmiyordu.
İstanbul'da herkesin hayali farklı idi. Hayallerine en odak olan da babamdı. Sürekli iş kurma hayalleri kuruyordu. İlk girişimi, bir motosiklet dağıtım filosu kurmak oldu. Hem de 3 tane motosiklet bi tane bisiklet ile. Eldeki tüm parayı buraya yatırmıştı. Hesapsız, kitapsız girdiği işe de kendinde yaratıcı bir isim buldu: KurYe. Slogan ise ; acıktı isen bizi ara, sonra sofrayı KurYe.
Tişörtler(4 tane), el broşürleri (a4 de siyah beyaz fotokopi) gibi masraflar ile eldeki tüm yatırımı bu muazzam fikire yatırdı. Önce verdiği paraya kurye bulamadı, kendi dağıtım yaptı. Sonra zaten buzdağı göründü. Yalnızca babama göre 'gıda işi batmaz' dediği iş titanik gibi battı, kaotik bu şehirde. Ben defalarca Titanik izledim, her seferinde battı. Birinde bari ders al be kaptan. Buz dağı var işte orda.
Sabahları annem apartman temizliğine, abim günlük işlere gidiyordu.Ben de okula sürünüyordum. Babam elde kalan son para ile beyaz tahta alıp, akşama kadar üstünü çizip duruyordu. Akşam eve geldiğimizde babam tahta önünde plazada sunum yapan yeni mezun edası ile yeni batacağı işleri bize sunuyordu. Ya da diğer bi deyişle, annem dizi izliyor, abim telefonuna dalıyor. Ben ödev yapıyorum ve babam tahta önünde tek kişilik bir tiyatro sergiliyordu. Tek kişilik derken, tek seyircili. Kendi yazıyor, kendi oynuyor ve kendi izliyordu. Bir süre sonra yorulunca da oturuyor, 'hani bana çay yok mu yav' diyordu. Son 3 ayımız eksiksiz böyle geçti. Babam sanki hiç traktörün arka tekerinde gitmemiş gibi tedbirsizdi.
Bir sabah uyandı, uyanmakla yetmedi hepimizi de zorla uyandırdı.
Arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulduğunda çıplak bi şekilde hamamdan dışarı fırlamış. Babam kim bilir ne buldu bilmiyorum ama tuvaletten atlet,çizgili pijama ile fırlamıştı. Tıpkı Anadolulu Arşimet gibi...
'Bu sefer oldu. Muazzam bir fikir buldum. Oğlum sana istediğin bilezikleri, hanım sana bisiklet alıcam kesin' dedi. Babam heyecandan mı uykusuzluktan mı bilmem ama istekleri karıştırmış. Benim isteği de komple unutmuştu. Aslında bisikletimiz vardı malum bir önceki işten. Ama onu da bir direğe bağlayıp paylaşımlı bisiklet diye bırakmıştı. Ve gelgelelim, babam hangi direkt olduğunu 3 aydır hatırlamıyordu.
Karışıklığı o da fark etti. Ben abimin sanayiye giderken kollarında bilezikle hayal edip güldüm. Babamın elinden enseme ihtarname geldi. Anneme bakarak devam etti:
Ben sana şimdi bir dünya para verip bi buket çiçek alsam ne yaparsın?
Annem şaşırdı: Kaynanamı ararım, oğlunuz delirdi derim. Çünkü sen istemede bile çiçek yerine maydanoz getirmiş adamsın.
- Yanlış cevap. Ben sana bir dünya para verip çiçek getirsem çiçekçi mutlu olur, sen mutlu olursun.
Ama ben bi dünya para veren ben mutsuz olurum. İki gün vazoya konup solan çiçek de mutsuz olur. Yeni işimde çiçek sormayacak. İnsanlar bi dünya para vermeyecek. Kadınlar ve çiçekçiler mutlu olacak. Yani ben. İşte karşınızda 'Çiçek Kiralama' firması.
İnsanlar çiçekleri uygun fiyata alacak. Sevdiklerini mutlu edecek. Kadınlar çiçekle fotoğraf çekilecek, sonra cicekler bize geri gelecek. Aynı çiçekten defalarca para kazanacağız.
Abim içinden söyleyeceğini dışından söyledi. 'Ya getirmezlerse? '
Bir ihtarname de abime...
Onu da düşündük, her detay kafamda. Hadi dağılın, sonra paraları saymak için çağırırım sizi dedi.
Hiç birimiz yorum yapamadık. Insanlar dener. Edison bininci denemede ampulü bulmuş. Babam da umarım, o kadar surmeden, içindeki ticarete yatkınlığı bulamaz. Kimileri bularak kazanır, kimileri bulamayarak. Umarım bulamayıp kazananlardan olur babam.
İkinci gününde, çiçekler bozuk, kullanılmaz gelince babam eve yüzü düşük şekilde geldi. Hepimiz biliyorduk ki bu yüz, 'üzgün gibi durayım da laf yemeyim' yüzü idi.
O gece hic denk gelmediğim kadar büyük bir kavga etti annemle babam. Sabah uyandığımızda masada bir mektup bulduk. Annem, abim ve ben oturduk. Mektubu okumaya başladım :
Sevgili ailem,
Siz bu mektubu okurken ben kim bilir nerelerde olacağım. Geri gelir miyim bilmem. Biliyorum onca iş girişimimden hepiniz yoruldunuz. Ben yoruldum diyemem. Ama sizi bu yorgunluğa artık dahil de edemem.
Unutmayın, dünyanın en büyük zenginleri hep okullarını terk etmiş. Beni de babam çobanlık için ilk okuldan alınca bugünleri gördüm. Ben de ilkokul terkim. Garajım yok diye zengin olamam diye bisey yok ya, sadece okulu bırakma diye bisey var. Ayrıca unutmayın garajı olmayanların park yerleri sokaklardır. Ve sokaklar garajlardan daha büyüktür. Sokağa, halka inmeye devam edeceğim. Size söz veriyorum, zengin olduğumu önce gazetelerden duyacaksınız. Sonra geleceğim. Sizi seviyorum.
Babanız ve kocan.
Mektup bitmiş hepimiz şaşkınlıkla birbirimize bakıyorduk. Kafamda onlarca soru vardı. Tam o sırada babam ellerini kurulayarak tuvaletten çıktı.
:İşte bu. Herkes gider, ama herkes veda edemez. Veda edenlerin de bir çoğu veda mektubu yazamaz. Veda mektubu işine giriyoruz!!!
130 Km ye yaptigin gondermede asdjfgshgshs dedim :D Senin su insanlari sinava tabi tutmalarin yok mu :D Sozlu notu alacakmisim gibi okuyorum artik hikayelerini. Eline saglik :D Guldum yine :D Baslarinda daha cok guldum ama :D
YanıtlaSilTebrik ederim.
YanıtlaSilÇok güzeldi emeğinize sağlık
YanıtlaSilEline sağlik
YanıtlaSilEline saglik
YanıtlaSilEmeğine sağlık… Tüm hikayelerin de olduğu gibi sonunda yine şaşırtıyorsun yine güldürüyorsun … Tebrikler.
YanıtlaSilBöyle bir son 😅😅😅😜 hiç beklemiyordum mükemmel
YanıtlaSilHiç böyle bir son beklemiyordum, harika:)
YanıtlaSil